X

Gemi Kazalarının Denizlerde Kirliliğe Sebep Olması

Denizlerde kirlilik günümüzde önemli sorunlardan biri olup, gemi kazalarının da buna sebep olduğu bilinmektedir. Gemi kazalarının denizlerde kirliliğe meydan vermesinin pek çok sebebi bulunmaktadır. Örneğin gemilerin taşıdığı tehlikeli maddeler, kazalar esnasında denizlerin kirlenmesine yol açmaktadır. Ağır petrol kirliliği genelde deniz yüzeyinde siyah bir tabaka oluşmasına neden olmaktadır.

İstanbul boğazında son yüzyılda 1000’e yakın gemi kazası olduğu bilinmektedir. Bu kazaların çoğu gemilerin taşıdığı tehlikeli maddeler sebebiyle boğazın ve deniz çevresinin kirlenmesine yol açmış, hem insanların hem de su canlılarının canlarını tehdit etmiştir.

Denizi kirleten gemi kazalarına başlıca örnekler

Tarihler 15 Kasım 1979’u gösterdiğinde Haydarpaşa Limanı`nın 800 metre açığında Rumen bandıralı Independenta adlı tanker gemisi, Yunan bandıralı Evriyali adlı kuru yük gemisine çarpmıştır ve bunun sonucunda büyük bir patlama meydana gelmiştir. Patlamanın sonrasında yangın çıkmış , yangın gemiyi faaliyet görebilecek durumdan çıkarmıştır ve geminin (Kıyıya vuran cesetlerden bilindiği kadarıyla) 43 mürettabatı hayatını kaybetmiştir. Meydana gelen kaza neticesinde varillerce petrol yanmış ve etrafa kirlilik vermiştir. Bunlardan bir kısmı ise denize karışmış ve deniz içerisinde canlı yaşamına olumsuz etkilerde bulunmuştur. Yaşanan kazada yangın 27 gün boyunca devam etmiştir ve bu kaza Boğaza en fazla zarar veren gemi kazası olarak bilinmektedir.

1994 yılındaki Boğaz kazası

İstanbul Boğazı’nda 1994 yılı içerisinde 100 bin ton petrol taşıyan Kıbrıs Rum Kesimi bandıralı Nassia tankeri, bir kuru yük gemisi ile çarpışmış ve bunun sonucunda 20 bin ton kadar petrol denize dökülmüştür. Nassia tankeri bu kazada infilak etmiş, kazada yangın çıkmış ve 30 kişi yaşamını yitirmiştir.

1999 yılında meydana gelen kaza

Volganeft 248 isimi tanker, 1999 yılında meydana gelen kazada ikiye ayrılmış ve bunun sonucunda 2000 ton kadar petrol 5 km’lik kıyı şeridine yayılmıştır. Tatlı su rezervuarlarına kadar dağılan petrol, ekolojik hayatın büyük zarar görmesine, canlı hayatının önemli bir bölümünün yok olmasına neden olmuştur.

2008 yılında meydana gelen kazalar

İstanbul Lines deniz taşımacılığı şirketine ait olan Hayat-N Ro-Ro isimli Gemi Bandırma limanından İstanbul’a hareket ettikten kısa bir süre sonra battı ve olayda 1 kişi hayatını kaybetti.  Aynı zamanda 4 kişinin kaybolduğu olayda kayıplardan ikisinin cesedine daha sonradan ulaşıldı.

İzmir’in Aliağa limanında Gürcistan bandıralı “Jasmine” kuru yük gemisi balast alınması esnasında dengeyi tutturamayarak batarken olayda esir kalan 8 mürettebat ve geminin kaptanı, Sahil Güvenliği Komutanlığı aracılığıyla kurtarıldı. Yine aynı yıl  Panama bandıralı “Dimitrios P” kuru yük gemisi Kocaeli’nin Derince limanında battı. Gemideki 7 Yunan mürettebatı kurtarıldı ve içlerinden 4’ü yaraladı idi.

Deniz sularının gemi kazası nedeniyle kirlenmesi ve bilinçli olarak kirletilmesi sorunu

Denizlerde kirlenme temelde rutin kirlenme ve kaza sonucu kirlenme olarak ayrılmakta olup, rutin kirlenme uluslararası kurallara uymadan seyrini sürdüren gemilerin neden olduğu kirlenmedir. Özellikle atık suların denize boşaltılması bunun en bariz örneğidir. Güverte yıkanması, yıkama sularının denize basılması, çöplerin ve çeşitli katı atıkların denize atılması, yağ ve atıklar ile yıkamada kullanılan deterjanlı suyun denize verilmesi, boya işlerinin yapılması gibi durumlar kirlenmeye neden olmaktadır.

Deniz yolu taşımacılığı asırlardır kullanılan bir taşımacılık yöntemi olup, gemi taşımacılığının maliyetinin daha az olması ve ulaşım güvenliğinin yüksek kabul edilmesi nedeniyle yaygındır ancak gemilerde yaşanan bir kazanın sonuçları da büyük olmaktadır. Kazalarda denize dökülen tehlikeli maddeler ciddi kirliliklerin ortaya çıkmasına neden olmakta, bu durum özellikle üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde sorun teşkil etmektedir.  Ülkemizde daha çok İstanbul ve Çanakkale Boğazları gemi kaynaklı kirlenmeler açısından riskli konumdadır. Buna istinaden uluslararası sözleşmeler ile deniz çevresinin korunmasına yönelik mevzuatlar hazırlanmıştır.

Denizlerin korunmasına yönelik anlaşmalar

Denizlerin korunması için yapılan sözleşmeler genelde büyük kazalar gerçekleştikten sonra hazırlanmıştır. Örneğin SOIAS 1914 Sözleşmesi, “Titanik” kazasından sonra yapılmış olup, MARPOL 1973, Manş Denizi’ni 120.000 ton ham petrol ile kirleten “Tarrey Canyon” kazasından sonra düzenlenmiştir. Uluslararası düzeyde yapılan en önemli sözleşmelerden biri ise 12 Mayıs 1954 tarihli “Denizin Petrol Ve Türevleri ile Kirlenmesinin Önlenmesine Dair Uluslar Arası Sözleşme” olup, bunun yanında 1973 tarihli “Gemilerin Neden Olduğu Kirlenmenin Önlenmesine Dair Uluslar Arası Sözleşme’dir. Her ne kadar uluslararası hukuk çerçevesinde çeşitli düzenlemeler yapılmış olsada gerek Çanakkale gerekse İstanbul boğazlarında tehlikeli madde taşıyan gemilerin deniz çevresi için tehdit oluşturduğu ve rutin kirlenmelerin çok yaygın olduğu bilinmektedir. Deniz trafiğinin giderek attığı da hesaba katıldığı zaman denizlerin temiz kalması adına iyimser bir tablo şu an için mümkün olmamaktadır.

Kategori: Su Altı
Emre BEY: DerinKeşif internet sitesinin kurucusu ve yazarıdır. Yazar ile iletişim için: emrebey@derinkesif.com mail adresini kullanabilirsiniz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşulları sayfamızı inceleyebilirsiniz.